Giresun 61 Doğumluyum. Ailem 60lı yıllarda İstanbul, Bayrampaşaya göç etmiş. Bende bu semtin kültürüyle büyüdüm.
Görsel Sanatlara ilgim çok küçük yaşlarda başladı ve bugünkü Ekrem Yiğitin Profilini oluşturdu.
Ben bir fotoğraf tutkunuyum....
Yaşamım boyu fotoğraftan vazgeçemedim.
Sahip olduğum mekanların en büyük bölümü her zaman bir stüdyo oldu....
Fotoğrafa olan ilgim lise döneminde 70li yılların sonlarına rastlar. Görsel sanatlara olan ilgimse 70li yılların başlarına rastlar...
Karakalem, kuru boya , yağlı boya derken bir gün bir arkadaşımdan Rus malı bir Zorki IV marka bir kamerasını ödünç aldım. Siyah beyaz fotoğraf çekip, bir fotoğrafçıda bastırı

satarak gelir elde etmeye başladım. Kazandığım parayla zaten fotoğrafçı olan ağabeyim, ben ve bir arkadaşım ortaklığında bir Zenit E ile bir Krokus 6x9 agrandizör satın aldık(1978).
Artık Reflex bir kameramız vardı...
1979 yılında ağabeyim öncülüğünde bir stüdyo kurma fırsatı buldum.
Birkaç yıllık siyah beyaz döneminde yaşamımda iz bırakan en önemli anı;
renkli plan filmlere Yerli Globika dedikleri 13x18 formatlı kamerayla Ayak kısımları flu, ışık bilgisinden yoksun çektiğim gelinlik fotoğraflarıdır(1980).
Sevgili İbrahim Zaman Hocamın stüdyomu onurlandırı

, bu konularda önerilerini sunması herhalde ışık bilgisine atılan ilk kıvılcım olsa gerek...
Perspektif, alan derinliği, gri tonlama, kadraj gibi bilgileri öğrendikçe meslek daha bir keyif vermeye başladı.
Beni üzen ise alan derinliğini öğrendiğim yıllarda yaşadığım semtteki birçok fotoğrafçının bu konudan bihaber olmasıydı. Çünkü onlar daha deneyimli ve daha bilgili görünüyordu.
Birkaç yıl Siyah Beyaz, karanlık oda derken de Işıkizi Fotoğrafevini kurduk(1984). Paraflaş, Renkli karanlıkoda ve renkli baskıyla tanıştık.
Yunancadan gelen Phos Graphe sözcükleri Fotoğraf demektir. Yani Işıkyazı veya Işıkizi
Ağabeyim Bahadır Yiğitin uzun yıllar üstünde çalışarak derlediği Fotoğrafçılık Terimleri Sözlüğünde önerdiği bu sözcük şu an olduğu gibi Fotoğrafevimizin ismi oldu.
87-90 yıllarında Reklam fotoğrafçılığına duyduğum ilgi ve becerilerim sonucu bir ajans kurduk. Artık sadece fotoğraf değil grafik tasarımda yapıyordum. Grafik tasarım, Renk ayrımı, Bilgisayar, Matbaacılık derken kendimi biraz grafiker gibi hissetmeye başladım. Grafik tasarım, ne kadar kardeş meslek olsalar da fotoğrafa olan ilgimi dağıttı.
96 yılında tek başıma yoluma devam etme kararı aldım. Grafik tasarım ve fotoğrafçılık bana yorucu gelmeye başladı. 2000li yıllarda bir karar verdim. Ben artık fotoğraf üretmeliydim. Bana keyif veren, en iyi yorumlayabildiğim alandı ve ben bu işi seviyordum.
Araştırmacı, derin bilgilerden hoşlanan bir yapım var. Siyah beyaz, renkli, dijital fotoğraf, pek fark etmiyor. Ben yine araştırıyor, yine öğreniyorum. Bildiklerimi ve gördüklerimi belgeliyor, şimdi de sizlerle paylaşıyorum.
Yaşam felsefem ise Bilgi paylaşıldıkça değerlidir.
Bu nedenle zaman zaman çeşitli eğitim kurumlarında eğitmenlik bile yaptığım oldu.
Sevgili hocamız Prof. Tunç Tüfekçi ile birlikte Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde bilirkişi olarak görev yapmak benim için ayrı bir onur....
Şimdi Dijital Fotoğrafla uğraşıyor ve meslekteki yerimi bulmaya çalışıyorum. Geçmiş yıllardaki eksikleri telafi etmek için bol bol fotoğraf çekiyorum.
Fotoğrafın inanılmaz diliyle, bazı olumsuz yaşam alışkanlıklarımızı belgelemek için çalışmalarımı sürdürüyorum.
Ekrem Yiğit